Published on ODTÜ'nün Sesi (http://www.odtununsesi.org)
Faşist Saldırılar
By
Oluşturulma 03/31/2008 - 00:48

Merhaba Arkadaşlar,

Herhangi bir demokratik hukuk devletinde görülebilecek basın, yayın, örgütlenme, ifade özgürlüğü haklarına karşı, en son Ankara Üniversitesinde yaşanan satırlı, bıçaklı faşist saldırılarla ilgili ve kolluk kuvvetleriyle anlaşmışçasına demokratik hukuk devleti yerine faşistlerin kolluk kuvvetliğinin, yani hukuksuzluğun kolluk kuvvetliğinin yapılmasına dair düşüncelerimizi belirtmek ve bununla ilgili birkaç öneride bulunmak istiyoruz.

Neo-liberal politikalar 1980 sonrası ülkemizde askeri darbeyle, dünyanın diğer bölgelerinde ise kimi zaman yine askeri darbeyle kimi zaman ise farklı tekniklerle yürürlülüğe fırtına gibi kondu. Türkiye gibi göreceli olarak yoksul ama güçlü bir işçi sınıfını ve hareketini pasifize etmek için farklı teknikler uygulandı zaten başka türlü de bu yapılanmayı uygulayamazlardı. Başka yerlerde ise o coğrafyaya uygun ve özgün teknikler geliştirilip uygulandı: Afrika ve işçi sınıfının büyük oranda örgütsüz olduğu benzeri bölgelerde; hükümetler yapısal uyum programlarıyla neo-liberal programları büyük bir direnç ile karşılaşmadan yürürlülüğe koydu. İleri sanayi ve refah toplumu ülkelerinde ise politikalar alım gücü yüksek işçi sınıfının “seçme özgürlüğü”nü çerçevelemesiyle; örneğin ücretsiz süt dağıtımının, sağlık servislerinin devlet tarafından her sınıftan insana sağlanması yerine özel teşebbüslere devredilmesi ‘sol’ söylemi kullanan liberal politikacılar tarafından gerçekleştirildi. Bütün bu süreç sermayenin mülksüzleştirerek birikim sağlamasına dayanıyordu: bunlar, özelleştirmelerden tutun, bütün toplumun ortak kullanımına açık suyun, toprağın sermaye tarafından el konulmasına, paralı eğitime, organ ticaretine, kadınların satılmasına, pazarlanmak için üretilen çocuklara ( 18. yy’da çocukların kanıydı sermaye birikimi)ve yeni ortaya çıkan bu mülksüzleştirme yoluyla birikim yollarına,
(ilksel birikimin süreklilik arzeden hali de diyebiliriz) klonlaştırma, yerli toplulukların bilgilerinin patent altına alınmasına, ticaretle ilişkili fikri mülkiyet haklarına kadar uzanır. Sermaye, kendi varoluşunun önkoşulu olan sürekli ilerleyen mülksüzleştirerek birikimi sağlamak için karşısında duran herşeye saldırır. Bu ister öğrenci örgütleri, ister emek örgütleri olsun, eşyanın doğası gereğidir. Dolayısıyla, saldırılar, yukarıdaki çerçeveleme içerisinde değerlendirilmelidir. Yani, şuraya gelmek istiyoruz, bütün insanlık, kuzey-güney ülkeleri demeden, yeni ve eski biçimlerle saldırı altında ve ortak paydayı, mücadeleyi kurmak ise emekten yana, insanın onurlu yaşam mücadelesini veren dürüst, onurlu kişilere yani bizlere düşüyor.

Dolayısıyla,
1. Türkiye’deki demokratik kitle örgütleriyle ortak bir mücadele hattı oluşturmamızın ötesinde uluslararası dayanışma hattını da kurmamızın, yaşananlardan birbirimizi haberdar etmemizin, diğer ülkelerin öğrenci sendikalarından arkadaşlarımızla dünya ölçeğinde yaşanan yeni emperyalizmin bütün insanlığı ortak kesen saldırılarına karşı ortak mücadele oluşturmamızın ve etkinliklerimize onları davet etmemizin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Böylesi bir iletişim ağının kurulması için aylık bir bülten hazırlanabilir, toplantılar yapılabilir, eylemlere uluslararası öğrenci örgütlerinden arkadaşlar davet edilebilir.

2. Medyanın nasıl işlediğini biliyoruz. Kim kimle flört ediyor, “.....nereye gitmiş”, “..... yı hiç böyle görmediniz” ‘haberleri’ dışında sıradan insanların sorunlarını, günlük dertlerini aktarmama ve yalan üstüne kurulmuş. İletişim sorumlusu arkadaşlara da önemli sorumluluk düşüyor. Medya bizim dertlerimizi, yaşananları çarpıtarak aktarıyorsa medyanın iki yüzlülüğünü sürekli yüzüne vuran çalışma yapmamız, bunu belgelememiz ve kendi kitle iletişim araçlarımızda bunu göstermemiz gerekiyor. Örneğin, satırlanmış, bıçaklanmış, kafası, gözü şişmiş, morarmış “öğrencileri hiç böyle görmediniz” olabilecek eylemlerden sadece biri. Yüzü gözü boyalı öğrenciler medyaya iyi bir mesaj vereceklerdir.
Medyaya bir verip iki almanın yollarını düşünmek zorundayız. Sıradan insanların, gerçek insanların dertlerine, yaşadıklarına kör, sessiz kalmasına dur demeliyiz. Kanalınızı alın başınıza çalın, seyretmiyoruz, televizyonu açmıyoruz kampanyası düzenlemeliyiz. Kendi kanallarımızı oluşturmalıyız.

Şu an aklımıza gelenler bunlar ve bu metin bir tartışma açmak, fikirlerin geliştirilip daha zengin, etkin stratejilerin oluşmasına bir katkı olarak yazılmışır.

‹ Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Çalıştayı [1] odtununsesi'ni yükseltmek için › [2]

Source URL: http://www.odtununsesi.org/tr/content/fa%C5%9Fist-sald%C4%B1r%C4%B1lar

Links:
[1] http://www.odtununsesi.org/tr/content/toplumsal-cinsiyet-ve-kad%C4%B1n-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ftay%C4%B1
[2] http://www.odtununsesi.org/tr/content/odtununsesini-y%C3%BCkseltmek-i%C3%A7